Tümörler
Çocukluk çağı tümörlerinde erken bulgular neden sessiz kalır, hangi belirti değerlendirme ister ve cerrahinin yeri nedir; süreci anlatıyorum.
Çocukluk çağı tümörleri, erişkin tümörlerinden hem köken hem seyir açısından belirgin biçimde ayrılır. Bu tümörlerin çoğu gelişmekte olan dokulardan kaynaklanır ve erişkinlerde görülen türlerden farklıdır. Ailelerin en çok sorduğu soru, ele gelen bir kitlenin ne zaman ciddi sayıldığıdır. Yanıtı belirleyen asıl ölçüt kitlenin büyüme hızı ve eşlik eden genel bulgular olarak öne çıkar.
Çocukluk Çağı Tümörleri Hangi Gruplara Ayrılır?
Çocukluk çağı tümörleri yerleşim yerine göre gruplandırılır; karın içi, üreme hücreli ve lenf sistemi ile yumuşak doku kaynaklı tümörler bu grupları oluşturur. Karın bölgesinde ele gelen bir kitleye nasıl yaklaştığımı karında ele gelen kitle başlığında anlattım. Böbrekten kaynaklanan ve çoğu zaman ağrısız bir şişlik olarak fark edilen tümörü böbrek kaynaklı çocukluk çağı tümörü sayfasında ele aldım. Sinir sistemi hücrelerinden gelişen ve karın içinde en sık saptanan kitleyi ise nöroblastom başlığında topladım.
İkinci grup, üreme hücrelerinden gelişen tümörlerden oluşur. Bu tümörler vücudun orta hat bölgelerinde, yumurtalıkta ve testiste yerleşir; ayrıntılarını teratom ve germ hücreli tümörler başlığında anlattım. Kuyruk sokumu bölgesinde doğumdan sonra görülen kabartılar da bu gruba girebilir ve sakrokoksigeal çukur ve teratom sayfasında incelenir. Bu grubun büyük bölümü çocukluk döneminde iyi huylu davranır.
Üçüncü grup, lenf sistemi ve yumuşak doku kaynaklı tümörlerden oluşur. Boyunda ele gelen şişliklerin ayırıcı tanısını boyunda şişlik ve lenfadenopati başlığında topladım. Torbada ele gelen sertlik ve kitlelerin değerlendirmesini testiste şişlik ve kitle sayfasında anlattım. Bu bölgelerdeki bulgular çoğu zaman iyi huylu nedenlerden kaynaklanır, buna karşılık her birinin değerlendirilmesi gerekir.
Erken Bulgular Neden Sessiz Kalır?
Erken bulgular çocuklarda çoğu zaman sessiz kalır, çünkü karın boşluğu büyümeye geniş bir alan tanır. Karın içindeki bir kitle hatırı sayılır boyuta ulaşana dek ağrı ya da basınç bulgusu yaratmayabilir. Çocuğun iştahı, oyunu ve genel durumu bir süre korunur. Bu nedenle tanı çoğu zaman bez değiştirirken ya da banyoda rastlantıyla konur.
İkinci neden, belirtilerin olağan çocukluk şikâyetlerine benzemesidir. Halsizlik, iştahsızlık, hafif ateş ve karın ağrısı her çocukta sık görülen şikâyetlerdir. Bu şikâyetler uzadığında ve nedeni açıklanamadığında dikkat gerektirir. Bir şikâyetin kendisi değil, sürekliliği ve ilerlemesi bizi uyarır.
Üçüncü neden, çocuğun şikâyetini anlatmaktaki güçlüğüdür. Küçük çocuklar ağrının yerini gösteremez, büyük çocuklar ise bazen söylemekten çekinir. Bu nedenle ailelerin gözlemine büyük değer veririm. Giysilerin darlaşması, karnın tek taraflı kabarması ve kiloda açıklanamayan değişiklikler değerli ipuçları sunar.
Hangi Belirtiler Değerlendirme Gerektirir?
Belirtiler arasında değerlendirme gerektirenlerin başında ağrısız sert kitle gelir. Kitlenin hareket etmemesi ve haftalar içinde büyümesi önemli bir uyarı oluşturur. Karnın bir tarafının belirgin biçimde kabarması aynı gruba girer. Bu bulgularda muayeneyi ertelememenizi isterim.
İkinci grup genel bulgulardan oluşur. Nedeni açıklanamayan uzun süreli ateş, gece terlemesi, iştahsızlık, kilo kaybı ve solgunluk bu grubu oluşturur. Çocuğun oyununa ilgisinin azalması ve çabuk yorulması da aynı yöne işaret eder. Bu bulgular bir arada bulunduğunda tetkikleri geciktirmem.
Üçüncü grup bölgeye özgü bulgulardan oluşur. Kemik ve eklem ağrısının gece artması, idrarda kan görülmesi, nedeni belirsiz kemik şişlikleri ve gözde beyaz parlama değerlendirme gerektirir. Boyunda altı haftadan uzun süren, büyüyen ve sert bir şişlik de bu gruba girer. Her bulguda ilk adım muayene ve basit tetkiklerden oluşur.
Tanı Süreci Nasıl İlerler?
Tanı süreci basamaklı ilerler ve her basamak bir sonrakini belirler. İlk basamakta ayrıntılı muayene, kan ile idrar tetkikleri ve ultrason yer alır. Ultrason kitlenin hangi organdan kaynaklandığı, sınırları ve iç yapısı hakkında ilk bilgiyi verir. Bu aşamada çoğu çocukta izlenecek yön büyük ölçüde belirlenir.
İkinci basamakta ayrıntılı görüntüleme gündeme gelir. Kesitsel görüntüleme yöntemleri kitlenin komşu organlarla ilişkisini ve yayılım olup olmadığını gösterir. Bazı tümörlerde kanda ve idrarda ölçülen belirteçler tanıya katkı sağlar. Bu bilgiler cerrahi planı doğrudan etkiler.
Üçüncü basamakta doku tanısı yer alır. Kesin tanı çoğu olguda dokunun mikroskop altında incelenmesiyle konur. Doku bazı tümörlerde iğne ile, bazılarında küçük bir cerrahi girişimle alınır. Tedavi planı ancak doku tanısı elde edildikten sonra kurulur.
Cerrahinin Tedavideki Yeri Nedir?
Cerrahinin tedavideki yeri tümörün türüne göre belirgin biçimde değişir. Bazı tümörlerde ilk adım cerrahi olur ve kitle bütün olarak çıkarılır. Bazılarında ise önce ilaç tedavisi uygulanır, kitle küçültülür ve cerrahi sonraya bırakılır. Bu sıralama çocuk onkolojisi ekibiyle birlikte belirlenir.
Cerrahinin bir başka görevi evrelemeye katkı sağlamaktır. Ameliyat sırasında kitlenin sınırları, çevre dokuyla ilişkisi ve lenf düğümlerinin durumu değerlendirilir. Bu bilgiler sonraki tedavinin yoğunluğunu belirler. Bu nedenle ameliyatı yalnız kitleyi çıkarma işlemi olarak görmem.
Tedavinin bütünü tek bir dalın işi değildir. Çocuk onkolojisi, radyoloji, patoloji, radyasyon onkolojisi ve çocuk cerrahisi aynı masada karar verir; bu ortak süreci çocukta kanser şüphesi ve süreç başlığında anlattım. Her çocukta plan ayrı ayrı kurulur. Tedavi sırasında büyüme, beslenme ve okul yaşamı da planın parçası sayılır.
Süreç Boyunca Aileyle Nasıl Çalışırım?
Süreç boyunca aileyle açık ve sürekli bir iletişim kurarım. Her aşamada hangi tetkikin neden istendiğini, ne göstereceğini ve ne zaman sonuçlanacağını anlatırım. Belirsizlik kaygıyı en çok büyüten etken olduğu için bilmediğimi de açıkça söylerim. Ailenin sorularını yazıp getirmesini öneririm.
Çocukla kurulan iletişim de aynı ölçüde önem taşır. Çocuğa yaşına uygun, dürüst ve sade bir dille bilgi verilmesini isterim. Gizlenen bilgiler çocuğun güvenini zedeler ve işbirliğini azaltır. İşlemlerden önce ne olacağını kısaca anlatmak çoğu çocukta kaygıyı belirgin biçimde azaltır.
İzlem süreci tedavi bittikten sonra da sürer. Kontrol muayeneleri, görüntüleme ve kan tetkikleri belirli bir takvime göre planlanır. Bu dönemde büyümeyi, beslenmeyi ve okul yaşamını da takip ederim. Ailelerin kontrol randevularını aksatmamasını ve bulgu kayıtlarını saklamasını özellikle isterim.
Tıbbi inceleme: Dr. Anar Jafarov · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular