Cilt ve Yumuşak Doku
Çocuklarda kıl dönmesi, apse, yanık, deri altı kist ve doğumsal lekelerde izlem mi girişim mi gerektiğini ve evde bakımı anlatıyorum.
Cilt ve yumuşak doku sorunları, çocuk cerrahisinde en kısa sürede sonuç alınan başlıkları oluşturur. Bu bölgedeki şikâyetler göz önünde olduğu için aileler çoğu zaman erken dönemde başvurur. Yaklaşımın temelinde iki soru bulunur; birincisi lezyonun kendiliğinden gerileyip gerilemeyeceği, ikincisi iltihap gelişme olasılığıdır. Bu iki sorunun yanıtı izlem ile girişim arasındaki seçimi belirler.
Cilt ve Yumuşak Doku Sorunları Hangi Gruplara Ayrılır?
Cilt ve yumuşak doku sorunları üç ana grupta toplanır; kıl ile tırnak kaynaklı tablolar, deri altı kitleleri ve iltihaplı tablolar bu grupları oluşturur. Kuyruk sokumunda kılların deri altına girmesiyle gelişen tabloyu kıl dönmesi başlığında anlattım. Tırnak kenarının deriye batması ve iltihaplanması ayrı bir başlıktır ve tırnak batması sayfasında incelenir. Deri altında ele gelen yumuşak kabartıları ise deri altı kist ve lipom başlığında topladım.
İkinci grup, iltihaplı tablolardan ve yanıklardan oluşur. Deri altında irin birikmesi ve çevre dokunun kızarması konusunu apse ve selülit sayfasında ele aldım. Ev kazalarının en sık sonuçlarından birini oluşturan ısı yaralanmalarını yanık başlığında anlattım. Bu iki başlıkta erken ve doğru ilk yardım, iyileşme süresini belirgin biçimde kısaltır.
Üçüncü grup, doğumsal damar ve lenf kaynaklı lezyonlardan oluşur. Doğumdan sonraki haftalarda büyüyen kırmızı kabartıları ve sıvı dolu yumuşak şişlikleri hemanjiom ve lenfanjiom başlığında anlattım. Bu grupta izlem çoğu çocukta ilk seçenek olarak öne çıkar. Çıkarılması gereken yapıların cerrahi sürecini ise kitle ve kist çıkarılması sayfasında topladım.
Kıl Dönmesi Hangi Çocuklarda Görülür?
Kıl dönmesi daha çok ergenlik dönemine girmiş çocuklarda görülür. Kıl yapısının kalınlaşması ve ter salgısının artması bu dönemde tabloyu hazırlar. Erkek çocuklarda daha sık karşılaşırım, buna karşılık kız çocuklarda da görülür. Aile öyküsü bulunan çocuklarda eğilim belirgin biçimde yükselir.
Zemin hazırlayan etkenler bellidir. Uzun süre oturmak, kilo fazlalığı, hareketsiz yaşam, bölgenin terli ve nemli kalması ile kuyruk sokumunun derin bir çukur biçiminde olması bu etkenleri oluşturur. Kopan kıllar bu çukurda birikir ve deri altına ilerler. Deri altına giren kıl bir yabancı cisim gibi davranır, çevresinde iltihap ve tünel oluşturur.
Tedavi seçeneği tablonun evresine göre değişir. Hiç şikâyet vermeyen ya da yüzeysel kalan olgularda ameliyatsız yaklaşımları önce denerim; bunları kıl dönmesinde ameliyatsız yaklaşım başlığında anlattım. Yineleyen apse ve akıntı varsa cerrahi gündeme gelir; süreci kıl dönmesi ameliyatı sayfasında ele aldım. Hangi yöntem seçilirse seçilsin, bölgenin kıldan arındırılması ve kuru tutulması gerekir.
Yanıkta Evde Ne Yapılmalı, Ne Yapılmamalı?
Yanıkta evde yapılacak ilk uygulama bölgeyi akan ılık suyun altında tutmaktır. Suyun soğuk değil ılık olması gerekir ve bu uygulama onbeş ile yirmi dakika sürdürülmelidir. Su yanığın derinleşmesini durdurur ve ağrıyı azaltır. Bu süre boyunca çocuğun üşümemesine de dikkat edilmelidir.
Yapılmaması gerekenler de aynı ölçüde önemlidir. Doğrudan buz uygulamanızı, diş macunu, yoğurt, salça ya da zeytinyağı gibi ev ürünlerini sürmenizi hiçbir koşulda önermem. Bu uygulamalar yarayı kirletir, değerlendirmeyi güçleştirir ve iltihap olasılığını artırır. Oluşan su toplamalarını patlatmamanızı da özellikle isterim.
Başvuru gerekliliği yanığın yerine ve genişliğine göre değişir. Yüz, el, ayak, eklem bölgeleri ve genital bölge yanıkları her boyutta değerlendirme gerektirir. Çocuğun avuç içinden geniş yanıklar ile elektrik ve kimyasal yanıklar beklemeye gelmez. Bölgeyi temiz, nemli bir bezle örtüp başvurmanızı öneririm.
Apse ve Selülit Nasıl Ayırt Edilir?
Apse ile selülit aynı iltihap sürecinin iki ayrı aşamasını oluşturur. Selülitte iltihap deri ve deri altında yayılır, sınırları belirsiz bir kızarıklık ve şişlik yapar. Apsede ise iltihap bir boşluk içinde toplanır, ortası yumuşamış ve dalgalanma veren bir kabartı oluşur. Ayrımı elle yapılan muayene ve gerektiğinde ultrason sağlar.
Tedavi bu ayrıma göre değişir. Selülitte antibiyotik tedavisi ve bölgenin dinlendirilmesi çoğu çocukta yeterli olur. Apsede ise antibiyotik tek başına yetmez, irinin boşaltılması gerekir. Boşaltma işlemi yapılmadığında iltihap derinleşir ve çevre dokuya yayılır.
Bazı bulgular hızlı değerlendirme gerektirir. Kızarıklığın saatler içinde yayılması, ateşin yükselmesi, çocuğun halsizleşmesi ve bölgede şiddetli ağrı beklemeye gelmez. Bebeklerde makat çevresindeki apseler özel bir grubu oluşturur ve yineleme eğilimi gösterir. Yineleyen apselerde altta yatan bir kanal ya da bağışıklık sorunu araştırılır.
Doğumsal Damar Lekeleri Kendiliğinden Geçer mi?
Doğumsal damar lekelerinin önemli bir bölümü yıllar içinde kendiliğinden geriler. Bu lezyonlar doğumda ya hiç görülmez ya da soluk bir leke olarak başlar. İlk aylarda hızla büyür, sonra bir durağanlık dönemine girer ve ardından yavaş yavaş solar. Gerileme süreci okul çağına dek sürebilir.
İzlem kararı yerleşim yerine ve büyüme hızına bağlıdır. Göz çevresi, dudak, soluk yolu ve bez bölgesindeki lezyonlarda beklemeyi tercih etmem, çünkü bu bölgelerde işlev etkilenebilir. Hızla büyüyen, yüzeyinde yaralanma gelişen ve kanayan lezyonlar da erken tedavi gerektirir. Fotoğrafla izlem bu grupta en değerli yöntem olarak öne çıkar.
Lenf kaynaklı yumuşak şişlikler daha farklı davranır. Bunlar kendiliğinden gerilemez ve zamanla büyüyebilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında ani büyüme gösterebilir, bu durum aileleri haklı olarak tedirgin eder. Tedavi seçeneğini yerleşim, boyut ve işlev üzerindeki etkiyi birlikte değerlendirerek belirlerim.
Yara Bakımı Nasıl Yapılır?
Yara bakımı iyileşmenin en belirleyici aşamasını oluşturur. Temel kural yarayı temiz ve uygun nemde tutmaktır. Bölgeyi sabunlu ılık suyla yıkamanız yeterlidir; güçlü antiseptik solüsyonları önermem, çünkü yeni oluşan dokuya zarar verir. Pansumanı hangi sıklıkla değiştireceğinizi yaranın türüne göre belirtirim.
İzlemde iltihap belirtilerine bakarım. Artan ağrı, çevresinde yayılan kızarıklık, şişlik, kötü kokulu akıntı ve ateş değerlendirme gerektirir. Bu bulgular olmadığı sürece pansumanı gereğinden sık açmamanızı isterim. Yaranın sürekli havalandırılması iyileşmeyi hızlandırmaz, tersine yavaşlatır. Uygulama ayrıntılarını yara ve pansuman bakımı başlığında topladım.
İz kalmasını azaltmak için birkaç basit önlem vardır. İyileşen bölgenin güneşten korunmasını ve uzun süre koruyucu krem kullanılmasını öneririm. Nemlendirici ve hafif masaj uygulamaları dokunun yumuşamasına yardım eder. Yara bölgesinde kabarıklık ya da kaşıntı gelişirse kontrol muayenesi isterim.
Tıbbi inceleme: Dr. Anar Jafarov · Yayımlanma:
Sık sorulan sorular