Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs)
Kıl dönmesi neden olur, hangi belirtileri verir, ameliyatsız yöntemler yeter mi ve tekrarlaması nasıl önlenir: ergenlerdeki bu tabloyu anlattım.
Kuyruk sokumunda yıllarca sessiz kalan küçük bir delik, ergenlik çağında birden akıntı ve ağrı yapmaya başlar. Aileler çoğu zaman çocuğun iç çamaşırında gördükleri sarı lekeyle bana başvurur. Kıl dönmesi dediğimiz bu tablo, deri altına giren kılların başlattığı uzun soluklu bir iltihap sürecidir. Ergenlerde sık görülmesi, tüylenmenin ve terlemenin arttığı dönemle doğrudan ilgilidir. Yakınmalar ataklar hâlinde gelip gittiği için aile sorunun geçtiğini düşünür.
Kıl Dönmesi Nedir, Hangi Yaşta Başlar?
Kıl dönmesi, kuyruk sokumu çizgisine batan kılların deri altında bir tünel oluşturmasıyla ortaya çıkar. Kalçaların birbirine değdiği bu bölgede yürüme ve oturma sırasında sürekli bir sürtünme doğar. Dökülen kıllar bu sürtünmeyle deri gözeneklerinden içeri çekilir. Vücut kendi kılını artık yabancı bir cisim gibi algılar ve çevresinde iltihap dokusu kurar. Zamanla deri yüzeyinde bir ya da birkaç küçük delik belirir ve bu deliklere sinüs ağzı adını veririm. Deliklerin altında, ciltle bağlantısı sürmeye devam eden bir boşluk bulunur.
Yakınmalar çoğunlukla ergenlik başladıktan sonra ortaya çıkar. Okul çağının son yıllarıyla genç erişkinlik arasındaki dönem, başvuruların yoğunlaştığı aralığı oluşturur. Daha küçük yaşta kuyruk sokumunda görülen çukurluk ise farklı bir durumdur ve doğumsal bir kökeni vardır. Bu ayrımı kuyruk sokumu çukuru ve doğumsal kitleler başlığı altında ayrıntılı biçimde anlattım. Erkek çocuklarda kız çocuklarına göre belirgin biçimde daha sık karşılaşırım. Ailesinde aynı sorunu yaşamış kişiler bulunan çocuklarda yakınmaların daha erken başladığını görürüm.
Belirtileri Nelerdir?
Belirtileri çoğu zaman akıntı, ağrı ve kuyruk sokumunda şişlikle kendini gösterir. İlk bulgu genellikle ağrı değil, iç çamaşırında fark edilen sarı ya da kanlı bir lekedir. Akıntının kokusu zamanla rahatsız edici duruma gelir ve ergen bunu aileden gizlemeye çalışır. Bölgede gerginlik, batma ve oturunca artan bir rahatsızlık hissi eşlik eder. Uzun süre araba yolculuğu yapan ya da sınav döneminde çok oturan çocuklarda yakınma belirginleşir.
Tünelin ağzı tıkanırsa iltihap içeride birikir ve apse tablosu gelişir. Bu dönemde şişlik hızla büyür, deri kızarır ve dokunmakla şiddetli ağrı başlar. Çocuk oturamaz, yatarken bile rahatsızlık duyar ve ateşi yükselebilir. Apse kendiliğinden boşaldığında ağrı kesilir ve aile sorunun bittiğini sanır. Oysa tünel yerinde kaldığı için aynı tablo haftalar veya aylar sonra yeniden yaşanır. Yakınması olmayan sessiz dönemlerde yalnız küçük delikler görülür.
Neden Ergenlerde ve Tüylü Ciltte Daha Sık Görülür?
Ergenlerde ve tüylü ciltte daha sık görülmesinin nedeni, bu dönemde kılların kalınlaşması ve ter salgısının artmasıdır. Ergenlikte hormonal değişim kıl köklerini büyütür ve kuyruk sokumu çevresindeki kıllar sertleşir. Sert kıl, yumuşak kıldan farklı olarak deriye daha kolay batar. Terleme bölgeyi nemli tutar ve nemli deri bariyer işlevini kaybeder. Bu iki etki bir araya geldiğinde kılın deri altına geçmesi kolaylaşır.
Uzun süre oturmak kalçalar arasındaki basıncı ve sürtünmeyi artırır. Okulda, serviste ve bilgisayar başında geçen saatler bu nedenle önem taşır. Kilo fazlalığı bölgedeki kıvrımı derinleştirir ve havalanmayı güçleştirir. Hareketsiz bir günlük düzen, terin kurumasına izin vermediği için tabloyu besler. Ailesel yatkınlık kıl yapısı ve deri özellikleri üzerinden etkisini gösterir. Spor sonrası ıslak kıyafetle uzun süre kalmak da tetikleyici bir etken sayılır.
Muayenede Neye Bakılır?
Muayenede önce neye baktığımı söylemek gerekirse, kuyruk sokumu çizgisindeki küçük delikleri ararım. Çocuğu yüzüstü yatırarak bölgeyi iyi bir aydınlatmayla incelerim. Deliklerin sayısını, orta çizgiye uzaklığını ve içlerinden kıl çıkıp çıkmadığını kaydederim. Tünelin yönünü anlamak için çevresindeki deriyi nazikçe değerlendiririm. Yan taraflara açılmış ek delikler varsa bunlar tünelin yayıldığını gösterir.
İltihap bulgularını ayrıca gözden geçiririm. Kızarıklık, ısı artışı, ele gelen sertlik ve basınçla gelen akıntı etkin bir iltihabı işaret eder. Apse varsa önce bu tabloyu çözmek gerekir, çünkü iltihaplı dokuda kalıcı onarım yapılmaz. Ayırıcı tanıda doğumsal çukurluk, deri altı kist ve makat çevresi fistülleri aklımda bulunur. Bölgede ciltte renk değişikliği, kıl demeti ya da küçük bir et beni varsa omurga alt ucunu da değerlendiririm. Kan tahlili ve film tanı için gerekmez; bunları yalnız ameliyat hazırlığında isterim.
Ameliyatsız Yöntemler İşe Yarar mı, Hangi Ameliyat Seçilir?
Ameliyatsız yöntemler seçilmiş çocuklarda işe yarar, ancak her tabloda yeterli olmaz. Delik sayısı az, tünel kısa ve iltihap hafifse ilk aşamada girişimsiz bir plan kurarım. Bu planın temelini bölgenin kuru tutulması ve kılların düzenli uzaklaştırılması oluşturur. Küçük tünellerde deri altına madde verilerek boşluğun kapanması da denenebilir. Ameliyatsız seçeneklerin kapsamını ve kimlerde uygun olduğunu kıl dönmesinde ameliyatsız yaklaşım başlığında ayrı ayrı yazdım.
Tünel uzunsa, akıntı sürekliyse ya da apse tekrarlıyorsa cerrahi onarıma geçerim. Amaç deliklerle birlikte tünelin tamamını çıkarmak ve geride kıl barındıracak bir boşluk bırakmamaktır. Yaranın açık bırakılması ya da kaydırılan deri ile kapatılması gibi farklı yollar vardır. Hangi yolun seçildiği tünelin yaygınlığına, önceki girişimlere ve çocuğun günlük düzenine göre değişir. İşlemin adımlarını, iyileşme süresini ve okula dönüş zamanını kıl dönmesi ameliyatı başlığı altında ayrıntılandırdım. Apse döneminde ise öncelik iltihabın boşaltılmasıdır ve kalıcı onarım sonraya planlanır.
Tekrarlamasını Önlemek İçin Ne Yapılır?
Tekrarlamasını önlemek için ilk koşul bölgedeki kılların düzenli biçimde uzaklaştırılmasıdır. Bu uygulamaya kıl temizliği diyorum ve ameliyattan sonra aylarca sürdürülmesini isterim. Tüy dökücü ürün, jilet ya da lazerle kıl azaltma yöntemlerinden hangisi uyuyorsa onu seçmenizi öneriyorum. Uygulamayı yalnız yara iyileştikten sonra ve iki haftayı geçmeyen aralıklarla yapmanızı tercih ederim. Kılların yeniden uzaması, tüm onarımları boşa çıkaran en önemli etkendir.
Günlük alışkanlıklar da sonucu belirler. Duş sonrası bölgeyi iyice kurulamak, nemi tutan dar iç çamaşırından kaçınmak ve pamuklu kumaş seçmek işe yarar. Spordan sonra ıslak kıyafeti hemen değiştirmek gerekir. Uzun yolculuklarda ara verip ayağa kalkmak bölgedeki basıncı azaltır. Kilo fazlalığı varsa beslenme düzeninin gözden geçirilmesini isterim. Yeniden akıntı, şişlik ya da ağrı başlarsa beklemeden kontrole gelmenizi söylerim, çünkü erken dönemde çözüm daha küçük bir girişimle sağlanır.
Tıbbi inceleme: Dr. Anar Jafarov · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular
Çocuğumun kuyruk sokumunda küçük bir delik var ama hiç şikâyeti yok, bir şey yapmalı mıyız?
Bebeğimin kuyruk sokumundaki çukur kıl dönmesi mi?
Apse patladı ve ağrı geçti, artık ameliyat gerekmez mi?
Tüy dökücü krem mi kullanmalı, lazer mi yaptırmalıyız?
Kıl dönmesi kendiliğinden geçer mi?
Ameliyattan sonra çocuk ne zaman okula döner?
Ameliyattan sonra yeniden çıkma olasılığı var mı?
Bölgeyi her gün yıkamak yeterli olur mu?
Kıl dönmesi bulaşıcı mı, kardeşine de geçer mi?
Antibiyotik tek başına kıl dönmesini tedavi eder mi?
Çocuğum sporla uğraşıyor, bu durum kıl dönmesini tetikler mi?
Akıntı kokuyor ve çocuğum bunu bizden gizliyor, nasıl davranmalıyız?
Ameliyat olmadan önce kilo vermesi gerekiyor mu?
Kaynakça
Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.