İçeriğe geç
Çocuk Cerrahisi Uzmanı · 0–18 yaş 0312 911 77 77 Pazartesi – Cuma · 09.00 – 18.00
Randevu Al
Hastalık

Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs)

Kıl dönmesi neden olur, hangi belirtileri verir, ameliyatsız yöntemler yeter mi ve tekrarlaması nasıl önlenir: ergenlerdeki bu tabloyu anlattım.

Kuyruk sokumunda yıllarca sessiz kalan küçük bir delik, ergenlik çağında birden akıntı ve ağrı yapmaya başlar. Aileler çoğu zaman çocuğun iç çamaşırında gördükleri sarı lekeyle bana başvurur. Kıl dönmesi dediğimiz bu tablo, deri altına giren kılların başlattığı uzun soluklu bir iltihap sürecidir. Ergenlerde sık görülmesi, tüylenmenin ve terlemenin arttığı dönemle doğrudan ilgilidir. Yakınmalar ataklar hâlinde gelip gittiği için aile sorunun geçtiğini düşünür.

Kıl Dönmesi Nedir, Hangi Yaşta Başlar?

Kıl dönmesi, kuyruk sokumu çizgisine batan kılların deri altında bir tünel oluşturmasıyla ortaya çıkar. Kalçaların birbirine değdiği bu bölgede yürüme ve oturma sırasında sürekli bir sürtünme doğar. Dökülen kıllar bu sürtünmeyle deri gözeneklerinden içeri çekilir. Vücut kendi kılını artık yabancı bir cisim gibi algılar ve çevresinde iltihap dokusu kurar. Zamanla deri yüzeyinde bir ya da birkaç küçük delik belirir ve bu deliklere sinüs ağzı adını veririm. Deliklerin altında, ciltle bağlantısı sürmeye devam eden bir boşluk bulunur.

Yakınmalar çoğunlukla ergenlik başladıktan sonra ortaya çıkar. Okul çağının son yıllarıyla genç erişkinlik arasındaki dönem, başvuruların yoğunlaştığı aralığı oluşturur. Daha küçük yaşta kuyruk sokumunda görülen çukurluk ise farklı bir durumdur ve doğumsal bir kökeni vardır. Bu ayrımı kuyruk sokumu çukuru ve doğumsal kitleler başlığı altında ayrıntılı biçimde anlattım. Erkek çocuklarda kız çocuklarına göre belirgin biçimde daha sık karşılaşırım. Ailesinde aynı sorunu yaşamış kişiler bulunan çocuklarda yakınmaların daha erken başladığını görürüm.

Belirtileri Nelerdir?

Belirtileri çoğu zaman akıntı, ağrı ve kuyruk sokumunda şişlikle kendini gösterir. İlk bulgu genellikle ağrı değil, iç çamaşırında fark edilen sarı ya da kanlı bir lekedir. Akıntının kokusu zamanla rahatsız edici duruma gelir ve ergen bunu aileden gizlemeye çalışır. Bölgede gerginlik, batma ve oturunca artan bir rahatsızlık hissi eşlik eder. Uzun süre araba yolculuğu yapan ya da sınav döneminde çok oturan çocuklarda yakınma belirginleşir.

Tünelin ağzı tıkanırsa iltihap içeride birikir ve apse tablosu gelişir. Bu dönemde şişlik hızla büyür, deri kızarır ve dokunmakla şiddetli ağrı başlar. Çocuk oturamaz, yatarken bile rahatsızlık duyar ve ateşi yükselebilir. Apse kendiliğinden boşaldığında ağrı kesilir ve aile sorunun bittiğini sanır. Oysa tünel yerinde kaldığı için aynı tablo haftalar veya aylar sonra yeniden yaşanır. Yakınması olmayan sessiz dönemlerde yalnız küçük delikler görülür.

Neden Ergenlerde ve Tüylü Ciltte Daha Sık Görülür?

Ergenlerde ve tüylü ciltte daha sık görülmesinin nedeni, bu dönemde kılların kalınlaşması ve ter salgısının artmasıdır. Ergenlikte hormonal değişim kıl köklerini büyütür ve kuyruk sokumu çevresindeki kıllar sertleşir. Sert kıl, yumuşak kıldan farklı olarak deriye daha kolay batar. Terleme bölgeyi nemli tutar ve nemli deri bariyer işlevini kaybeder. Bu iki etki bir araya geldiğinde kılın deri altına geçmesi kolaylaşır.

Uzun süre oturmak kalçalar arasındaki basıncı ve sürtünmeyi artırır. Okulda, serviste ve bilgisayar başında geçen saatler bu nedenle önem taşır. Kilo fazlalığı bölgedeki kıvrımı derinleştirir ve havalanmayı güçleştirir. Hareketsiz bir günlük düzen, terin kurumasına izin vermediği için tabloyu besler. Ailesel yatkınlık kıl yapısı ve deri özellikleri üzerinden etkisini gösterir. Spor sonrası ıslak kıyafetle uzun süre kalmak da tetikleyici bir etken sayılır.

Muayenede Neye Bakılır?

Muayenede önce neye baktığımı söylemek gerekirse, kuyruk sokumu çizgisindeki küçük delikleri ararım. Çocuğu yüzüstü yatırarak bölgeyi iyi bir aydınlatmayla incelerim. Deliklerin sayısını, orta çizgiye uzaklığını ve içlerinden kıl çıkıp çıkmadığını kaydederim. Tünelin yönünü anlamak için çevresindeki deriyi nazikçe değerlendiririm. Yan taraflara açılmış ek delikler varsa bunlar tünelin yayıldığını gösterir.

İltihap bulgularını ayrıca gözden geçiririm. Kızarıklık, ısı artışı, ele gelen sertlik ve basınçla gelen akıntı etkin bir iltihabı işaret eder. Apse varsa önce bu tabloyu çözmek gerekir, çünkü iltihaplı dokuda kalıcı onarım yapılmaz. Ayırıcı tanıda doğumsal çukurluk, deri altı kist ve makat çevresi fistülleri aklımda bulunur. Bölgede ciltte renk değişikliği, kıl demeti ya da küçük bir et beni varsa omurga alt ucunu da değerlendiririm. Kan tahlili ve film tanı için gerekmez; bunları yalnız ameliyat hazırlığında isterim.

Ameliyatsız Yöntemler İşe Yarar mı, Hangi Ameliyat Seçilir?

Ameliyatsız yöntemler seçilmiş çocuklarda işe yarar, ancak her tabloda yeterli olmaz. Delik sayısı az, tünel kısa ve iltihap hafifse ilk aşamada girişimsiz bir plan kurarım. Bu planın temelini bölgenin kuru tutulması ve kılların düzenli uzaklaştırılması oluşturur. Küçük tünellerde deri altına madde verilerek boşluğun kapanması da denenebilir. Ameliyatsız seçeneklerin kapsamını ve kimlerde uygun olduğunu kıl dönmesinde ameliyatsız yaklaşım başlığında ayrı ayrı yazdım.

Tünel uzunsa, akıntı sürekliyse ya da apse tekrarlıyorsa cerrahi onarıma geçerim. Amaç deliklerle birlikte tünelin tamamını çıkarmak ve geride kıl barındıracak bir boşluk bırakmamaktır. Yaranın açık bırakılması ya da kaydırılan deri ile kapatılması gibi farklı yollar vardır. Hangi yolun seçildiği tünelin yaygınlığına, önceki girişimlere ve çocuğun günlük düzenine göre değişir. İşlemin adımlarını, iyileşme süresini ve okula dönüş zamanını kıl dönmesi ameliyatı başlığı altında ayrıntılandırdım. Apse döneminde ise öncelik iltihabın boşaltılmasıdır ve kalıcı onarım sonraya planlanır.

Tekrarlamasını Önlemek İçin Ne Yapılır?

Tekrarlamasını önlemek için ilk koşul bölgedeki kılların düzenli biçimde uzaklaştırılmasıdır. Bu uygulamaya kıl temizliği diyorum ve ameliyattan sonra aylarca sürdürülmesini isterim. Tüy dökücü ürün, jilet ya da lazerle kıl azaltma yöntemlerinden hangisi uyuyorsa onu seçmenizi öneriyorum. Uygulamayı yalnız yara iyileştikten sonra ve iki haftayı geçmeyen aralıklarla yapmanızı tercih ederim. Kılların yeniden uzaması, tüm onarımları boşa çıkaran en önemli etkendir.

Günlük alışkanlıklar da sonucu belirler. Duş sonrası bölgeyi iyice kurulamak, nemi tutan dar iç çamaşırından kaçınmak ve pamuklu kumaş seçmek işe yarar. Spordan sonra ıslak kıyafeti hemen değiştirmek gerekir. Uzun yolculuklarda ara verip ayağa kalkmak bölgedeki basıncı azaltır. Kilo fazlalığı varsa beslenme düzeninin gözden geçirilmesini isterim. Yeniden akıntı, şişlik ya da ağrı başlarsa beklemeden kontrole gelmenizi söylerim, çünkü erken dönemde çözüm daha küçük bir girişimle sağlanır.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Çocuğumun kuyruk sokumunda küçük bir delik var ama hiç şikâyeti yok, bir şey yapmalı mıyız?
Yakınma yoksa acele bir girişim gerekmez, ancak bölgeyi izlemenizi isterim. Deliğin varlığı tünelin açık olduğunu gösterir ve bu tünel kıl biriktirmeye uygun bir boşluktur. Bu dönemde en işe yarar adım bölgeyi kuru tutmak ve kılları düzenli olarak uzaklaştırmaktır. Akıntı, ağrı ya da şişlik başladığı anda değerlendirme için başvurmanızı söylerim. Sessiz seyreden deliklerin bir bölümü yıllarca sorun çıkarmadan kalır.
Bebeğimin kuyruk sokumundaki çukur kıl dönmesi mi?
Bebeklikte görülen çukurluk kıl dönmesiyle aynı şey değildir. Bu çukur doğumdan beri vardır ve kılların deri altına girmesiyle ilgisi bulunmaz. Kıl dönmesi ise ergenlikte, kılların kalınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkar. Doğumsal çukurun yeri, derinliği ve çevresindeki deri bulguları omurga alt ucu açısından ayrı bir değerlendirme gerektirebilir. Bu nedenle bebeklikte fark edilen çukuru ayrı bir başlık altında inceliyorum.
Apse patladı ve ağrı geçti, artık ameliyat gerekmez mi?
Apsenin boşalması ağrıyı dindirir ama tüneli ortadan kaldırmaz. Deri altındaki boşluk yerinde kaldığı için kıllar yeniden birikmeye başlar. Bu yüzden aynı tablo haftalar ya da aylar sonra tekrar yaşanır. Apse döneminden sonra bölgenin sakinleşmesini bekler, ardından kalıcı çözümü planlarım. Tekrarlayan apselerin her biri dokuyu biraz daha bozduğu için beklemeyi önermiyorum.
Tüy dökücü krem mi kullanmalı, lazer mi yaptırmalıyız?
İki yolun da amacı aynıdır: bölgeye kıl düşmesini engellemek. Tüy dökücü ürünler ucuz ve kolay uygulanır, ancak sık tekrar gerektirir ve bazı çocuklarda deriyi tahriş eder. Lazerle kıl azaltma daha uzun süreli bir etki sağlar, buna karşın seans gerektirir ve her cilt ile kıl tipinde aynı ölçüde sonuç vermez. Jilet kullanımı kısa süreli bir çözümdür ve kesilen kılın ucu sertleştiği için dikkatli olmak gerekir. Hangi yolu seçeceğimizi çocuğun yaşına, cilt yapısına ve ailenin uygulama kolaylığına göre birlikte kararlaştırırız.
Kıl dönmesi kendiliğinden geçer mi?
Oluşmuş bir tünelin kendiliğinden kapanması beklenmez. Yakınmaların gelip gitmesi iyileşme değil, tünelin ağzının geçici olarak tıkanıp açılmasıdır. Çok küçük ve tek delikli tablolarda sıkı bir kıl temizliğiyle yakınmalar uzun süre sessiz kalabilir. Buna karşın akıntının sürekli duruma geldiği ya da apsenin tekrarladığı durumlarda beklemek işe yaramaz. Bu nedenle izlem kararını tünelin boyuna ve yakınmanın sıklığına göre veririm.
Ameliyattan sonra çocuk ne zaman okula döner?
Dönüş süresi uygulanan yönteme ve yaranın kapatılma biçimine göre değişir. Yaranın açık bırakıldığı durumlarda pansumanlar haftalarca sürer ama çocuk kısa süre içinde okula gidebilir. Deri kaydırılarak kapatıldıysa dikişlerin korunması için ilk günlerde dinlenme isterim. Uzun süre oturmayı gerektiren sınav dönemlerini ameliyat zamanlamasında göz önünde tutarım. Beden eğitimi ve bisiklet gibi etkinlikler için kontrol muayenesinde ayrı bir süre söylerim.
Ameliyattan sonra yeniden çıkma olasılığı var mı?
Onarımdan sonra aynı bölgede yeniden tünel gelişebilir. Bunun başlıca nedeni, iyileşen deriye yeniden kıl düşmesi ve bu kılların deri altına girmesidir. Kılların düzenli uzaklaştırılması bu olasılığı belirgin biçimde azaltır. Fazla kilo, çok terleme ve uzun süre oturma ise tersine etki eder. Kontrol muayenelerine gelmeniz, yeniden başlayan bir sorunu küçükken yakalamamızı sağlar.
Bölgeyi her gün yıkamak yeterli olur mu?
Yıkamak gereklidir ama tek başına yeterli kalmaz. Asıl sorun bölgeye düşen kıllar olduğu için yalnız temizlik kılların deri altına girmesini engellemez. Yıkadıktan sonra bölgeyi iyice kurulamak, nemi tutmamak açısından önemlidir. Nemli kalan deri incelir ve kılın batmasına daha az direnç gösterir. Bu nedenle yıkamayı kıl uzaklaştırma ile birlikte sürdürmenizi isterim.
Kıl dönmesi bulaşıcı mı, kardeşine de geçer mi?
Kıl dönmesi bulaşıcı bir hastalık değildir. Ortaya çıkışı bir mikrop kapmakla değil, kılların deri altına girmesiyle ilgilidir. Buna karşın kardeşlerde de görülmesi şaşırtıcı olmaz, çünkü kıl yapısı ve deri özellikleri ailesel olarak benzerdir. Ailesinde aynı sorunu yaşamış kişiler bulunan çocuklarda bölgeyi erkenden izlemenizi öneriyorum. Aynı havlunun paylaşılması gibi bir yoldan geçiş söz konusu değildir.
Antibiyotik tek başına kıl dönmesini tedavi eder mi?
Antibiyotik iltihabı ve çevredeki kızarıklığı geriletir, ancak tüneli kapatmaz. Apse döneminde ağrıyı azaltmak ve iltihabın yayılmasını engellemek için ilaç verilebilir. İçinde iltihap birikmiş bir boşluğun boşaltılması gerekiyorsa ilaç bu gereksinimi ortadan kaldırmaz. Tekrarlayan ilaç kullanımı sorunu gizler ve kalıcı çözümü geciktirir. Bu yüzden ilacı tek başına bir tedavi gibi görmüyorum.
Çocuğum sporla uğraşıyor, bu durum kıl dönmesini tetikler mi?
Sporun kendisi bir neden değildir, tetikleyici olan koşullardır. Antrenman sonrası ıslak kıyafetle uzun süre kalmak bölgeyi nemli tutar. Bisiklet, binicilik ve uzun süre oturmayı gerektiren dallarda sürtünme artar. Duş alıp bölgeyi kurulamak ve kıyafeti hemen değiştirmek bu etkiyi azaltır. Spora devam etmesini engellemem, yalnız bu alışkanlıkların yerleşmesini isterim.
Akıntı kokuyor ve çocuğum bunu bizden gizliyor, nasıl davranmalıyız?
Ergenlerde bu durum sık yaşanır ve gizleme çoğu zaman utanma duygusundan kaynaklanır. Çocuğun bedeniyle ilgili bir kusur taşıdığını düşünmemesi için konuyu suçlayıcı olmayan bir dille konuşmanızı öneriyorum. Sorunun kılların yapısıyla ilgili olduğunu, kendi davranışından kaynaklanmadığını anlatmak rahatlatır. Muayene sırasında ergenin mahremiyetine özen gösterir ve açıklamaları doğrudan ona yaparım. Gizlenen akıntı tanıyı geciktirdiği için erken konuşmak önem taşır.
Ameliyat olmadan önce kilo vermesi gerekiyor mu?
Kilo fazlalığı kuyruk sokumundaki kıvrımı derinleştirir ve bölgenin havalanmasını güçleştirir. Bu nedenle beslenme düzeninin gözden geçirilmesini genel sağlık açısından isterim. Buna karşın akıntı sürekli hâle gelmişse ya da apse tekrarlıyorsa ameliyatı kilo için ertelemem. Kilo denetimi daha çok ameliyattan sonraki dönemde, yeniden çıkma olasılığını azaltmak için önem taşır. Bu konuyu çocuk hekimiyle birlikte planlamanızı öneriyorum.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Pilonidal Disease
  2. PubMed — Pilonidal sinus in adolescents
  3. MedlinePlus — Pilonidal Cyst