Sünnet Yöntemleri
Sünnet yöntemlerini karşılaştırdım: klasik cerrahi, klemp ve koter nasıl uygulanır, seçimi ne belirler, tanıtım sözleri ne kadar gerçekçi.
Sünnette birden çok teknik kullanılır ve bunlar arasında ülkemizde yaygın olarak uygulananı açık cerrahi yöntemdir. Aileler bana genellikle hangi tekniğin tercih edilmesi gerektiğini sorar. Teknikler arasındaki farklar, tanıtım dilinde anlatıldığı kadar büyük değildir. Sonucu belirleyen asıl etken, uygulamanın özenli yapılması ve çocuğun anatomisine uygun seçimdir. Bu nedenle yöntemi çocuğun yaşına, deri yapısına ve eşlik eden bulgulara göre belirlerim.
Hangi Sünnet Yöntemleri Kullanılır?
Sünnet yöntemleri, kesinin nasıl yapıldığına ve kesi kenarlarının nasıl kapatıldığına göre gruplanır. İlk grup açık cerrahi tekniklerdir; deri bistüri ya da makasla kesilir, kanama durdurulur ve kenarlar eriyebilen dikişlerle karşılıklı getirilir. İkinci grup klemp yöntemleridir; deri bir aparatla sıkıştırılarak kesilir ve kanama basınçla denetlenir. Üçüncü grup enerji yardımıyla kesi yapan tekniklerdir; burada ısı ya da elektrik akımı hem keser hem kanamayı durdurur.
Klemp sınıfında birbirinden farklı tasarımlar bulunur. Bir bölümü metal çan biçimindedir ve özellikle yenidoğanda kullanılır. Bir bölümü tek kullanımlık plastiktir ve değişik boylarda üretilir. Penis başına geçirilen ve bir iple sabitlenen halka biçimli aparatlar ise dokunun kendiliğinden ayrılmasına dayanır.
Enerji yardımıyla çalışan teknikler arasında elektrik akımı kullanan düzenekler ve yalnız ısıtılmış bir tel kullanan düzenekler yer alır. Halk arasında lazer sünnet denilen uygulamaların çoğu, gerçekte ısıtılmış tel ile yapılan kesidir. Gerçek lazer enerjisiyle yapılan sünnet denenmiş, ancak yaygınlaşmamıştır. Aparat adı yerine tekniğin sınıfını konuşmayı yeğlerim, çünkü aileyi yönlendiren bilgi aparatın adı değil uygulamanın niteliğidir.
Her Yöntem Nasıl Uygulanır?
Her yöntem kendi uygulama basamaklarını izler, ancak tümünde ortak olan bir hazırlık aşaması vardır. Bölge temizlenir, steril örtüyle sınırlanır ve anestezi uygulanır. Deri ile glans arasındaki fizyolojik yapışıklık nazikçe ayrılır. Çıkarılacak deri miktarı kesiden önce işaretlenir.
Açık cerrahi uygulamada deri, işaretlenen hattan dairesel biçimde kesilir. İç ve dış deri yaprakları ayrı ayrı değerlendirilir, kanayan noktalar tek tek denetlenir. Kenarlar eriyebilen ince dikişlerle karşılıklı getirilir, bu nedenle dikiş alma gerekmez. Frenulum bölgesindeki damar ayrı bir dikkat ister, çünkü geç kanamaların çoğu bu bölgeden gelişir.
Klemp uygulamasında aparat deriyi sıkıştırır ve bu basınç kanamayı durdurur. Sıkıştırılan hattın ötesindeki deri kesilir, aparat ise bir süre yerinde bırakılır. Tek kullanımlık klempler genellikle birkaç gün sonra çıkarılır, halka biçimli aparatlar ise bir hafta içinde kendiliğinden ayrılır. Enerji yardımıyla yapılan kesilerde ısı denetimi belirleyici olur; ısının çevre dokuya yayılması istenmeyen bir yanığa yol açar. Yenidoğanda hangi tekniğin öne çıktığını yenidoğan sünneti başlığında anlattım.
Yöntem Seçimi Neye Göre Yapılır?
Yöntem seçimi, aparatın adına değil çocuğun bulgularına göre yapılır. Çocuğun yaşı ilk ölçüttür; yenidoğanda küçük boyutlar nedeniyle ölçülü ve dar alanda çalışmaya olanak veren teknikleri yeğlerim. Büyük çocuklarda ve ergenlerde deri kalındır, damarlar belirgindir, bu nedenle kanama denetimi öne geçer. Deri bolluğu ya da deri yetersizliği de seçimi değiştirir.
Penis gövdesinde hafif bir eğrilik ya da gömülü görünüm varsa klemp sınıfındaki aparatları kullanmam. Bu çocuklarda deri ölçüsünü ameliyat sırasında ayarlayabildiğim açık cerrahi yaklaşımı seçerim. Daha önce sünnet yapılmış ve düzeltme gereken çocuklarda da aynı yaklaşımı izlerim. Kanama eğilimi olan çocuklarda kanama denetimini doğrudan görebildiğim bir teknik güven verir.
Anestezi türü de seçimle birlikte belirlenir. Lokal anestezi altında kısa sürede tamamlanması gereken bir işlemde tercihim değişir. Anestezi seçimine etki eden ölçütleri sünnette anestezi sayfasında anlattım. Hangi tekniği seçtiğimi ve neden seçtiğimi işlemden önce aileye açıklarım.
Lazer, Klemp ve Klasik Yöntem Arasında Gerçek Fark Nedir?
Lazer, klemp ve klasik yöntem arasındaki gerçek fark, ailelerin duyduğu anlatıdan farklıdır. İlk düzeltmem gereken nokta adlandırmadır: lazer sünnet olarak tanıtılan uygulamaların büyük bölümünde lazer enerjisi kullanılmaz. Bu uygulamalarda deri, elektrikle ısıtılmış bir tel ya da koter ucu ile kesilir. Koter yardımlı kesi kanamayı azaltır, buna karşın ısının çevre dokuya yayılması durumunda yüzeyel yanık ve deri soyulması görülebilir.
Klemp sınıfındaki aparatların asıl katkısı, uygulama süresini kısaltmalarıdır. Basınçla sağlanan kanama denetimi, özellikle yenidoğanda işlemi kolaylaştırır. Buna karşın aparatın boyu çocuğun ölçüsüne uymazsa çıkarılan deri miktarı istenenden az ya da fazla olur. Aparat yerinde kaldığı günlerde ailenin bakım talimatına uyması da gerekir.
Açık cerrahi yaklaşımın güçlü yanı, deri ölçüsünün ameliyat sırasında ayarlanabilmesidir. Eğrilik, deri dağılımı bozukluğu ve düzeltme gerektiren durumlarda bu esneklik belirleyici olur. Üç grubun sonuçları arasındaki farkların küçük olduğunu, uygulayan hekimin özeninin ise belirleyici olduğunu kaynaklar ortak biçimde bildirir. Bu nedenle yöntem adını öne çıkaran bir anlatıya değil, çocuğun muayene bulgularına bakmanızı isterim.
İyileşme Süreleri Yönteme Göre Değişir mi?
İyileşme süreleri yönteme göre az da olsa değişir, ancak fark ailelerin beklediği kadar büyük değildir. Açık cerrahi uygulamada yara yüzeyi genellikle bir hafta içinde kapanır. Eriyebilen dikişler iki ile üç hafta içinde kendiliğinden erir. Son görünümün oturması ise birkaç haftayı alır.
Klemp ile yapılan uygulamalarda aparatın çıkmasına kadar geçen günler ayrı bir dönem oluşturur. Aparat çıktıktan sonra alttaki yüzey birkaç gün daha nemli görünür. Halka biçimli aparatların kendiliğinden ayrılması bir haftayı bulur, bu dönemde bölgenin kuru tutulması gerekir. Enerji yardımıyla yapılan kesilerde yüzeyel bir kabuklanma oluşur ve bu kabuk kendiliğinden kalkar.
Yöntemden bağımsız olarak iyileşmeyi belirleyen ölçütler aynıdır. Bölgenin kuru tutulması, bezin sık değiştirilmesi, dar giysiden kaçınılması ve merhemin düzenli uygulanması süreyi kısaltır. Yara ve pansuman bakımının genel kurallarını yara ve pansuman bakımı başlığında topladım. Ateş, artan şişlik, kötü kokulu akıntı ve süren kanama hiçbir yöntemde olağan sayılmaz.
"Dikişsiz" ve "Ağrısız" İfadeleri Ne Kadar Gerçekçi?
"Dikişsiz" ve "ağrısız" ifadeleri tıbbi bir tanım değil, tanıtım dilidir. Dikiş kullanılmaması bir üstünlük göstergesi değildir; yalnız kanamanın başka bir yolla denetlendiği anlamına gelir. Klemp ile yapılan uygulamalarda kanama basınçla durdurulur, bu nedenle dikiş gerekmez. Buna karşın aynı işlemde kanama görülürse dikiş konur.
Eriyebilen dikişlerin alınması gerekmez ve çocuk dikiş alma işlemiyle karşılaşmaz. Ailelerin çekindiği şey genellikle dikişin kendisi değil, dikiş alma işlemidir. Bu ayrımı anlattığımda dikişli teknikle ilgili kaygı çoğu zaman azalır.
Ağrı konusundaki söz de olduğu gibi kabul edilemez. Sünnet bir cerrahi girişimdir; kesi yapılır, doku ayrılır ve iyileşme süreci başlar. Anestezi işlem sırasındaki ağrıyı ortadan kaldırır, ancak sonrasındaki ilk günlerde hafif bir rahatsızlık beklenir. Hiç ağrı duyulmayacağını söylemek, çocuğa ve aileye verilen bilginin güvenilirliğini zedeler. Aynı biçimde hiç iz kalmayacağı sözü de gerçeği yansıtmaz, çünkü her kesi ince bir çizgi bırakır. Benim yaptığım, beklentiyi gerçeğe yakın tutmak ve ağrıyı ilaçla denetlemektir.
Tıbbi inceleme: Dr. Anar Jafarov · Yayımlanma:
Sık sorulan sorular